1. HABERLER

  2. FETÖ/PDY

  3. Davutoğlu: En çok cemaat zarar görür
Davutoğlu: En çok cemaat zarar görür

Davutoğlu: En çok cemaat zarar görür

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bu işin sonunda cemaat zarar görür dedi.

A+A-

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul merkezli operasyona ilişkin, "Bir an bu resmin içinde bir aktör, bir şekilde bu resmin parçası olan bir kişi olma niteliğinden çıkıp soğukkanlı bir şekilde baktığımızda dahi çok sağlam analizler yapmamız gerektiğini düşünüyorum" dedi.

"Doğru adımlar önümüzdeki bir kaç yüzyılı şekillendirecek"

Davutoğlu, dış politikada kendisinin de bunu benimsediğini belirterek, "Bazıları 'bu kadar kriz arasında nasıl hala bu dinamizm içinde hareket ediyorsunuz, tebessüm yüzünüzden eksik olmuyor?' diyor çünkü ben şunu biliyorum: Böyle dinamik dönemlerde, yükseliş dönemlerinde krizler olacak. Krizlerin olmadığı bir dünya tahayyül edersek o zaman gidin bir an önce ya cennete ulaşmaya çalışın ya da çok uzak bir adada Robinson Crusoe gibi veya şimdiki istikrarlı İskandinav ülkelerindeki şeyler gibi oralarda siyaset yapın. Kriz olacak ama heyecan verici olan bu toplumda, onun için 11-13. yüzyıl diyorum, orada atılan doğru tohumlar 16. yüzyıl Osmanlısını kurdu ve orada 4-5 yüzyıl sürecek bir devlet geleneği kurdu. Şimdi atılacak doğru adımlar, doğru tohumlar emin olun, bütün bu kriz süreci içerisinde atılacak doğru adımlar, doğru tohumlar önümüzdeki bir kaç yüzyılı şekillendirecek" ifadesini kullandı.

"Her kriz bir fırsat oluşturur ama doğru refleks verdiğiniz zaman" diyen Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yani hükümetimiz ve istifa eden arkadaşlarımız 'yok biz haklıyız, Sayın Başbakanımız 'hukuki süreçleri kabul etmiyoruz' demiş olsa yanlış olurdu. Çok açık söylüyorum: Benimle ilgili olsa da yanlış olur ama ne yaptılar, istifa ettiler, her biri dedi ki 'her türlü hesaba açığım'. Sayın Başbakanımız ne dedi: 'Kardeşim olsa, devletin malına dönük bir yanlışı olanı affetmem' dedi. Eğer böyle bir savunma refleksi içinde davranılmış olsaydı siyaset de hata yapardı ama hukuki süreçler açıkken, yürüyebilecekken, Türkiye'nin -ki bunu daha detaylı da konuşmamız gerekir- Türkiye'nin son 10 yıldır elde ettiği birikimi bir anda heba edip 12 yıl öncesini, ekonomik kriz yaşayan, dünyadaki iddiasını kaybetmiş, siyasi meşruiyetini halktan değil de şu veya bu çevrelerden alan veya içerdeki meşruiyetten daha çok dışarda meşruiyet arayan ve bir iki dış ziyaret yaptığında iktidara gelebileceğini zanneden, 37 yıl sonra dış ziyaret yapmaya meraklı olanları da içine koyarak söylüyorum bunu, bu yolla olmaz."

EN ÇOK CEMAAT ZARAR GÖRÜR

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, devlette çift otorite varmış gibi bir yapı doğduğunda, bunun devletin sürekliliğine ve işleyişine zarar vereceğini belirterek, "Ama en çok zararı, çok olumlu etkiler yapabilecek olan ve toplumun genelini kuşatacak olan cemaatvari yapılanmalara, burada tek bir cemaati kastetmiyorum, bütün bu cemaatvari yapılanma ve sivil toplum yapılanmalarına verir" dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Kanal 7 televizyonunda katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Ülkede herkesi kuşatan bir dil gerektiğine işaret eden Davutoğlu, devleti ikame eden bir görüntü veya devletle özdeşleşen bir görüntünün cemaat yapılarına en büyük zararı vereceğini belirtti.

Davutoğlu, modern demokrasilerde devletin meşruiyetinin tek kaynağının halktan aldığı yetki olduğunu ifade ederek, bugünkü modern devlet yapısında siyasi erkin ancak halktan aldığı yetkiyi kullanabildiğini ve bunun seçimler ve denetim mekanizmaları gibi objektif kuralları olduğunu vurguladı. Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Herhangi bir aktör, ister bürokrasiden gelen ister dışarıdan gelen dini yapılar açısından bu meşruiyet temeli test edilmeden, yani halkın önüne çıkıp da test edilmeden devletin erkini, gücünü kullanmak düşüncesi olduğu andan itibaren ister yargı, yasama ve ister yürütme olsun bu bir müddet sonra en çok kendisine zarar veren sonuçlar doğurur. Tabii ki sivil toplum siyasetin gidişine etkide bulunabilir ama bunu açık deklaratif ve tanımlamış şekilde yapar. Bir tavsiyede bulunabilir, gerekiyorsa protestoda bulunabilir, destek de beyan edebilir ve eleştirebilir."

Beyan edilmemiş ve tanımlanmamış bir ilişki üzerine spekülasyon yapılmaya başlandığında en çok zararı sivil toplumun göreceğini ve şüphe uyanacağını kaydeden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Cemaatlerin tarihte derin ve önemli izler bıraktığı yapılar ve dönemler, karşılık üretmediği dönemlerdir. Aksine herkese doğruyu ve hakkı tavsiye ettiği dönemlerdir. Bunun için bizim tarihimizde de modern dönemde de sivil toplumun bu fonksiyonu yerine geldiğinde görülmeyen, gönüllü, organik bir denetim mekanizması oluştururlar. Ama görünür ve sanki çift otorite varmış gibi bir yapı doğduğunda, bu ne surette olursa olsun devletin sürekliliğine ve işleyişine de zarar verir ama en çok zararı çok olumlu etkiler yapabilecek olan ve toplumun genelini kuşatacak olan cemaatvari yapılanmalara, burada tek bir cemaati kastetmiyorum, bütün bu cemaatvari yapılanma ve sivil toplum yapılanmalarına zarar verir."

Davutoğlu, siyasetin doğası gereği karşıtlık ürettiğini anlatarak, "Siz bir politika önerirsiniz, diğer parti diğer politika teklif edecek. Bu farklılıktan bir sinerji doğacağı ümit edilir. Bu yanlış gidiyorsa 'alternatifi halk seçer' denir" diye konuştu.

Cemaatlerin karşıtlık ürettiklerinde bunu sosyal çatlama ve sosyal karşıtlıklara yol açacağını ve kaos doğuracağını ifade eden Davutoğlu, herkesi kuşatan bir dilin gerektiğini ve karşıya kimseyi almayan, devleti ikame eden bir görüntü veya devletle özdeşleşen bir görüntünün cemaat yapılarına en büyük zararı vereceğini söyledi.

Cemaat yapıları içinde Ahilik ve Mevlevillik gibi yapıların olumlu yapılar olduğuna işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bir medeniyet sadece siyasi güçle yükselişe geçmez ama siyasi güç olmadan hiç geçmez. Her kriz özellikle medeniyetlerin ve toplumların yükselişi dönemlerinde bir şanstır. O şansı şimdi hepimizin soğukkanlı bir şekilde değerlendirip doğru yere koymamız lazım. Yanlış olanı da tanımlarken kendi aidiyetimizle hareket edip yanlışa sahip çıkmak, aksine o yanlışın nasıl düzeltilebileceği ve doğru yerde tutulacağı konusunda iyi bir muhasebe, istişare ve tartışma yapmamızda fayda var. Önce herkesin kendi iç muhasebesini yapması lazım. İç muhasebe yapıldığı zaman doğru adımlar atılır ve taşlar yerine oturur ve son on yıllık birikim heba edilmez."

 

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.