1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Cübbeli soyguncular, icra müdürlükleri desteğiyle soygun yapıyor!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Cübbeli soyguncular, icra müdürlükleri desteğiyle soygun yapıyor!

A+A-

Gözümüzün önünde Cübbeli soygun!” başlıklı yazımız, sadece konuya giriş yazısı niteliğindeydi.

2014’te Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan FETÖ Davası’nın 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonraki duruşmasında Av. Hasip Şenalp, Mahkeme Heyeti’ne yönelik “Nutuk” diyebileceğimiz bir konuşma yapıyordu, tam o sırada sanık avukatlarından Cengiz Erkoyuncu yerinden fırladı, “Sen Memduh Oğuz’un işlerini almadın mı, onun yanında çalıştırdığı katipler şimdi senin yanında çalışmıyor mu” diye bağırdı. Hasip Şenalp, FETÖ firarisi Memduh Oğuz’un MEDAŞ avukatlığını aldıklarını, onun yanında çalışan katipleri de yanında çalıştırdıklarını doğruladı.

Konya’da kurum vekilliklerinden en akçeli olanının MEDAŞ olduğu bilgisine ulaştım. Sadece MEDAŞ değil, bu meseleyi sonlandırdığımızda, mobil hatlar ve abonelik marifetiyle yayın alınan televizyon kanalları da vatandaşlarımızı mağdur edemeyecek. Bu konuda yasal hüküm var, en küçük yoruma, izaha açık bırakılmayacak şekilde hem de. Vatandaşlarımızın bilgisizliklerinden, devletimizin çıkardığı yasayı adliyelerde uygulamamasından kaynaklanan milyonlarca insanımızın alın terini sömüren cübbeli mafya yapılanması korunmuş oluyor. İcra Müdürlükleri de, icra takibi yapan avukatlar da açıkça suç işliyor.

Gelelim sürecin nasıl işlediğine…

Kurum vekilliklerinden gelen icra takip dosyalarında alacak miktarları az olsa da, dosya adedi binlerce dosya olarak geliyor. Örneğin Konya’da MEDAŞ’ın alacakların pek çoğu 300-500 liralık dosyalar olarak avukatlara gönderiliyor. Şirketlerin elektrik borçları ile köyde tarla ekip biçenlerin elektrik borçları yüksek rakamları bulsa da, ev aboneliklerinin borçları ufak tefek rakamlar.

Sabit-mobil telefon borçları ve televizyon kanal aboneliği borçları için de durum farklı değil. Vatandaşın ihmal ettiği, kapatılmış veya adres değişikliği sebebiyle umursamadığı türden borçlardan bahsediyoruz. İşte bu alacaklar, avukatlar için servet miktarına ulaşabilecek bir gelir oluşturuyor. Hem adet olarak fazla, miktar olarak küçük alacaklar, hem de borçluların 300-500 lira için eve haciz gelirse rezil olmak korkusu ile kısa sürede tahsil edilerek infaz olan türden borçlar…

Buraya kadar anlattıklarımızdan kazanç güzel ve her şey yasal sonucunu çıkarmayın sakın. Zira ortada bütün ihtişamıyla durmasına rağmen, kurum vekilliği yapan avukatların görmezden geldiği ve hatta açık açık ihlal ettiği 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun isminde bir yasa var.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 68/1 maddesi yasal bir limit getirmiş. Bu madde “Değeri iki bin Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine BAŞVURU ZORUNLUDUR. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. şeklinde.  

2014 yılı için belirlenen 2.000 ve 3.000 TL’lik limitler, yer yıl yeniden belirleniyor. 2015 yılı için 2.200,00 TL ve 3.300,00 TL, 2016 yılı için 2.320,00 TL ve 3.480,00 TL, 2017 yılı için 2.400,00 TL ve 3.610,00 TL olarak belirlenmiş ama kurala uyan avukat yok. Üstelik aynı yasanın 70/2 nolu maddesi “Tüketici hakem heyetinin kararları, İcra ve İflâs Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.” şeklinde uygulama usulüne varıncaya kadar yasal düzenleme getirdiği halde.

Bu konuda Yüksek Yargı içtihadı da var. 13. Hukuk Dairesi tüketici hakem heyetine başvurmadan Tüketici Mahkemesi’nde açılan davada verilen kararı bozmuş ve gerekçe olarak da tüketici hakem heyetine başvurulmamış olmasını ‘DAVA ŞARTI’nın yerine getirilmemesi olarak belirlemiş. Düşünün artık; tüketici hakem heyetine başvurmadan tüketici mahkemesinde dava açmak bile imkansızken, kurum vekaleti alan avukatların doğrudan ilamsız icra takibi açmalarını nereye koyacağız?

Esasında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un EMREDİCİ hükmünü görmezden gelerek doğrudan ilamsız icra takibi başlatmak, Avukatlık Kanunu 62. maddesi gereği TCK 257 maddesinde düzenlenen GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK suçunu oluşturuyor. Ancak arkasını arayan soran olmayınca “ben yaptım, oldu” mantığıyla binlerce hukuka aykırı alacak dosyaları, icra müdürlüklerinin yolunu tutuyor, icra müdürlüklerinin iş yükünün artması işin cabası.

Sonuçta, mutlak surette hukuka aykırı açılan icra dosyaları ve bunun bir takım avukatlar için parasal getirisi ortadayken, tüketiciyi koruma dernekleri bile işin takipçisi değiller. Oysa tüketici hakem heyetlerine başvurulmuş olsa 300-500 TL’lik borçlar daha heyet önündeyken ödenir ve vatandaş icra harcı, dosya masrafı ve de avukatların “akçeli iş” olarak gördüğü avukat ücretini ödemek zorunda kalmaz.

Asgari ücretle geçinen bir ailenin 300 liralık elektrik borcuna karşılık, kurum avukatına vatandaşın ödediği miktar tam bir aylık maaşı. Mazlum, gariban, fakir insanlar üzerinden haksız kazanç sağlayan, milyonlar kazanan insanların, bir çok insana yaşattığı travmayı tahayyül bile edemiyorum. 

Konunun detaylarını anlatan arkadaşımız bir de tavsiye de bulunuyor. Avukat Hasip Şenalp ile Avukat Ahmet Özer’in ortak olduğu ŞENALP-ÖZER Hukuk Bürosu’nun internet sitesinden çalışanlara bir bak kaç avukat ve kaç icra takip birimi çalışanı varmış, özellikle 17-25 Aralık sonrası hangi avukatların işleri bu büroya gitmiş bir araştır, şaşıracaksın diyor. “O konunun mahkemede bile tartışıldığını” söylüyorum. Bir başka hukukçu arkadaş da, Matrix filmini hatırlatarak, “Beyaz tavşanı takip et” diyor. Hassasiyeti olan insanlar, en azından sorularıma cevap veren, hukuki sürecin nasıl işlediğini anlatan arkadaşlar, zaten bu meseleler hukukçuların, avukatların takip edeceği işler değil, bizim aslî görevimiz ne de olsa!

ŞENALP-ÖZER Hukuk Bürosu’nun internet sitelerinde gördüğümüz kadarıyla 9 avukat ve 8 icra takip elemanı var. Belli ki “Tabiat boşluk kabul etmez” prensibi devreye girmiş ve bir takım FETÖCÜ avukatların işleri el değiştirmiş.

ŞENALP-ÖZER Hukuk Bürosu dışında kimler payını almıştır bu pastadan, kimler mazlumun sofrasına göz dikmiştir, kimler asgari ücretle geçinen bir insanın bir aylık gelirine el koymuştur?

Ortada bir gerçek var. Geçmişte ve şu anda her kim hukuka aykırı yoldan istifade ederek evine ekmek götürdüyse, bilsin ki;  Dünyada Cumhuriyet Savcıları, Mahkemeler, Baro Yönetimi, Tüketici Dernekleri gibi bu hukuksuzluğun hesabını soracak birileri; ahirette de kul hakkı ve haramın hesabı var!

Bu konuyu bir sonraki yazıyla sonlandıracağım, bu meselenin icra müdürlüklerine düşmeden son bulmasını sağlayacak bir taslak hazırladık, siyasilerimiz konuyu Adalet Bakanlığına taşıyacaktır. Devletimiz çıkardığı yasayı uygulamak için çıkarır; yasalar sahipsiz sokağa salınan çocuklar değildir!

"Herkesin gözü önünde CÜBBELİ SOYGUN!" başlıklı yazıyı okumak için tıklayın!

Önceki ve Sonraki Yazılar