1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Çocuklarımla her konuşmamda yeni şeyler öğreniyorum!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuklarımla her konuşmamda yeni şeyler öğreniyorum!

A+A-

Oğlum Şükrü Nuh Hukuk Fakültesi ikinci sınıfta okuyor.

Hukuk tercihinde yaşadıklarımızın ne kadar etkisi oldu bilmiyorum.

Bazen bir hoca gibi ders notlarını paylaşıyor benimle.

Şimdiden dava dosyalarını incelemeye başladı.

Müşteki ve sanıkların suçlayan ve suçlanan kim olursa olsun birer insan olduklarını, nasıl o duruma geldiklerini anlamaya çalışıyor.

Bir boşanma davası dosyası incelemiş, aslında bir roman çıkar o dosyadan. Paçasını kurtarmak için değil sadece, eski karı-kocanın birbirlerinden nasıl para koparma hinliği taşıdıklarını şaşkınlıkla anlatıyor.

FETÖ Davaları’na girmek istiyor şimdi de.

Bunun şu aşamada mümkün olmadığını anlatıyorum, gereksiz gerekçeleriyle birlikte. Duruşma salonlarının küçüklüğünü, sanık ve sanık avukatlarından duruşma salonlarında izleyicilere ya da takipçilere yer kalmadığını, örgüt davalarının bile diğer davalar gibi sıradanlaştırıldığını ne kadar anlatmaya çalışsam da görmeden kavraması mümkün değil, bir yolunu bulacağız bir şekilde, birlikte izleyeceğiz en azından bir duruşmayı.

Kızım Zeynep Betül’ü bir seferinde kendi yargılandığım duruşmaya götürmüştüm. Babasının hakim karşısına çıkışını, yazdığı yazılardan dolayı nasıl suçlandığını, bu memlekette zimmetçilerin bile kendilerine hakaret ettiği gerekçesiyle babasını nasıl yargılattıklarını görsün istemiştim.

Bu sadece kendimizi haklı görmenin karşısında yargılanma sorgulaması değil, hırsıza hırsızlığının cezasını mahkemelerin kestiğini, hırsıza hırsız demenin bir hakaret sayıldığını, bunun da yasalarımızda bir ceza karşılığı olduğunu göstermekti niyetim.

Alacağı cezayı bilerek gözü karalıkla hırsızlık yapan insanlara karşı, alacağı cezayı bilerek hırsıza hırsız demenin bir anlamı olmayabilir birçok insan için, benim de olmayabilirdi hırsızlığı tescilli insanlara saygı gösteren bir toplum olmasaydı!

Zeynep Betül’ün hiç beklemediğim bir anda karşıma oturup, “Biraz konuşalım baba” dediği halleri vardır. Kızım mimarlık fakültesi son sınıf öğrencisi.

Özel mülkiyete karşı olan, çok varlıklı aileden gelen, felsefeci Ludwig Wittgenstein’den bahsetti.

Özel mülkiyete karşı olduğu halde ömrünün son çeyreğinde aynı zamanda mühendislik ve matematik bilgisi de olan Wittgenstein kendi projelendirdiği bir ev yaptırıyor.

Çağdaşları bu duruma çok şaşırıyor. Wittgenstein’in bir mülkiyet sahibi olması tartışılıyor.

Wittgenstein, kendi projelendirdiği evin her eşyasına, girişinden bütün odalarına kadar bir anlam yüklüyor.

Kızım konuşmasını bitirdiğinde, “Mülkiyet sahibi olmasına en güzel bahanedir anlamlar yüklemek, değilse karşı çıktığı bir şeye sahip olmayı nasıl izah edebilirdi. Bir şairin yazdığı dizelere kendisinin dahi aklından geçmeyecek anlamlar yükleyebilir okuyucu, karşı çıktığın bir şeyin ancak şiirselleştirebilirsen içine başını sokabilirsin” diyorum!

Küçük oğlum Muhammed Emin’nden bahsetmeyeceğim, onunla ilgili baştan sona ablasını ve abisini kıskandıracak bir yazı yazmıştım, ille de hukukla ilgili bir yere yaslandıracaksam, evin içinde icra memuru ve avukatı ayartarak, hiçbir şey olmamış gibi top oynadığını söyleyebilirim!

Önceki ve Sonraki Yazılar