1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Çivi çıksa da izi kalır!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Çivi çıksa da izi kalır!

A+A-

Toplumsal konularla, özellikle de siyasetle ilgili tercihleriniz varsa, takiptesiniz demektir.

Kırmızı çizgileri olmayan kişilikler, yüzleri kızarmaya mahkum kimselerdir.

Aynı idealleri paylaştığınız insanlar dahi, sizi farklı usul ve metotlarla istemeye istemeye inanmadığınız şeylere zorlayabilir.

En yakın dostlarınız, ilkeli duruşlarınızı bozar ve sizi meşrulaştırdıkları zeminde köçek haline dönüştürebilirler.

Okuyucuya saygısızlık düşüncesinden arınarak, hiç de affedersiniz ifadesini kullanmadan ifadelendirmek istiyorum: “Evet; sizi en yakın dostlarınız piçleştirir.” Siz, siz olmaktan çıkar; bizleşen çıkarların adamı olursunuz.

Yaşadığınız ülkenin ve yaşamaya çalıştığınız düşüncelerin çıkarları kendi çıkarlarınızın üstünde bir yer edinemiyorsa, çıkar çarklarının arasında un-ufak olur gidersiniz.

Belki kazançlı bir yaşam sürersiniz ama, onurunuzun bedelini çok ağır ödersiniz. Şahsınıza duyulan saygı, bulunduğunuz konuma duyulan saygıya dönüşür.

Konuşlandığınız yer neresi olursa olsun, aynı pragma bir başkalarının da yol tercihiyle aynı karakterleri aynı mekanlarda buluşturur.

Ucundan kıyısından bir başkalarını da ilgilendiren her neyse, yapılması gerekenler ciddiyetten uzak bir oyun haline getirilmemelidir. İnsanla oynanan oyun, bazen oyuncuyu insan olmaktan uzaklaştırır.

Kazancın ya da zararın matematiksel hesabı mutlaka muhasebe usullerine göre yapılması gerekiyorsa, sorgulama muhasebesi de hesap cetvelinin her tarafına yayılmamalıdır. İlle de hesaplaşmak gerekiyorsa eğer, ne fazla ne de eksik fatura kesilmelidir.

Baba-oğul arasında geçen bir hikaye vardır. Siz, bu kıssayı istediğiniz ilişkiye uyarlayabilirsiniz:

“Bir Babanın hoyrat bir oğlu varmış. Ailesine zulmeder, kendinden başka belirleyici tanımazmış. Her şeyin en iyisini o bilir, o yaparmış. Babası sabırla oğlunun adam olmasını bekler, gücü yettiğince anlamaya çalışır, oğlunun hayırlı bir evlat olması için de dua edermiş.

Aradan uzun yıllar geçmiş.

Oğlan uysallaşmış, düşünceli bir adam olmuş.

Bir gün babasına “Sana çok çektirdim baba, hakkını helal et” demiş.

Babası da “Helal olsun oğlum” demiş.

Sonra değerli eşyalarını gizlediği köşeden uzun bir tahta çıkarmış.

“Bak oğlum, bu tahta seninle benim aramdaki ilişkiyi anlatıyor. Daha önceleri senin yaptığın her adaletsiz tavra karşılık bu tahtaya bir çivi çaktım. Sonra her olumlu davranışına karşılık da çaktığım çivilerden birini çıkardım. Sen de görüyorsun ki, tahtada tek bir çivi kalmamış. Ama tahta delik-deşik olmuş. Çivi çıksa da izi kalıyor oğul” demiş.

Bir babanın oğluna öğüdü niteliğinde aktarılan hikayenin, her insan ilişkisinde karşılık bulduğu söylenemez. Özelde siyaset, duygusallıktan arınmayı gerektirir.

“Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz” atasözü, ilahi adalet inancına dönük bir beklenti olmakla birlikte, insanın bu beklentiye tanıklığını da sağlayabilir.

Bir dönem yanında yer alanlara dahi yaklaşmakta zorlandığınız insanlar, yanından geçenlerin ihtihzalı bakışları arasında küçülüp giderler.

Adaletten dem vuran insanlar, adalet dağıtıcısı durumdayken, adaleti adaletli bir şekilde kullanamayabilirler.

Fırsatı ele geçiren erk, fırsat kollayanların beklentilerine değil, hakedenlerin isteklerine yüz dönmelidir.

Liyakat karşısında, tahtayı demire dönüştürmenizde hiçbir sakınca olmamalıdır.

Seviyeniz, bazı seviyesizlikleri görmezden gelebilmelidir.

Malzemenin en iyisi, mükemmel anlamına gelmez.

Biz ne söylersek söyleyelim; tahtası delik-deşik olanlar, izi silmekte zorlanacaklardır!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar