1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Candan ve Özkafa'yı düşününce Erbakan Hoca evliya gibi adammış!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Candan ve Özkafa'yı düşününce Erbakan Hoca evliya gibi adammış!

A+A-

SUN TV’nin kurucusu Esat Duysak Ağabeyin annesi vefat ettiğinde, Arslan Üstündağ’la birlikte başsağlı taziyesine gittik. Veysel Candan da oradaydı. Refah Partisi döneminde, Meram Belediye Başkanlığı yapmış, iki dönem de Konya milletvekili olarak mecliste bulunmuş bir adam. 2009 Yerel Seçimlerinde de Saadet Partisi’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı. Saadet Partisi’nin kurucularından, Disiplin Kurulu Üyesi aynı zamanda.

Esat ağabey hemen bizi tanıttı, bu tanıtma telaşının bir tedbir olduğunu sonra anlıyoruz. Hal-hatır sonrası, içlerinden biri beni kasdederek, “Arkadaş biraz önce gelecekmiş asıl” dedi. Belli ki AK Parti’ye, Recep Tayyip Erdoğan’a bir şeyler söylenilmiş. Anladığım halde bir şey söylemedim, nihayetinde cenaze evi. Veysel Candan, kendine yedirememiş olmalı ki, hemen bir giriş yaptı. Ne de olsa öncesinde atıp tutmuş, biz gelince susan adam olmak yakışmaz kendisine.

Halil Ürün Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde makam arabasını değiştirdi, ben Meram Belediye Başkanı olarak makam aracını değiştirmedim. Bir gün yolculuk yaptık birlikte. Kendisine ikimiz de ahirette hesap vereceğiz, ben eski makam aracıyla yaptığım yolculukların kilometresi kaçsa o kadar, sen de yeni makam aracınla yaptığın yolculukların  kilometresi  kaçsa, o kadar hesabını vereceksin” dediğini anlattı. Sonra nasıl bir bağlantı kurduğunu düşünmeden devam etti: “Tayyip Bey’den her şey olur. Başbakan da olur, Cumhurbaşkanı da. Tayyip Erdoğan benden Hocam’la (Necmettin Erbakan) kendisini görüştürmemi istemişti. Hocam da kabul etti, ‘yalnız o bir şahit getirsin, ben de birini bulundurayım yanımda’ dedi. Ne de olsa tecrübeli, görüşme sonrası basın açıklamaları farklı yapılabilir. Tayyip Bey Başbakan oldu, Cumhurbaşkanı da yaparlar. BOP Başkanı da oldu. Hocamın bir lafı var, ilaç prospektüslerinde kullanım süresi vardır, tarihi geçti mi atarlar, Tayyip Bey’in de kullanım süresi dolduğunda atılacak” dedi.

Baktım önce yüzüne, prospektüs örneğini Erbakan Hoca’ya mal edecek bir eczacı var karşımda. Hoca’ya daha kendi kafalarından neler söylettiler kim bilir. “Herkesin bir kullanım süresi var. Bak senin kullanım süren bitmiş. Tayyip Bey bu zamana kadar Erbakan Hoca hakkında tek laf etmedi, sağlığında da saygı duydu, ölümü sonrası da saygıda kusur etmedi. En azından O’nun Hoca’ya duyduğu saygıyı sizlerin de göstermesi gerekir. Kaldı ki sizin Sayın Erdoğan’a söyleyebileceğiniz tek kelime de yok. Ne yapacaksın sen BOP Başkanlığını falan, yaptığı işlere bak. Adam masanın kenarına oturacak, Orta Doğu’yla ilgili alınan kararlarda düşüncelerini söyleyecek, daha önce o masanın kenarına oturmayı bırakın sözü uzaktan bile söyleyecek durum yoktu. Sizin gündeme getirdiğiniz hangi meseleyi çözüme kavuşturmadı. Batmış bir ekonominin belini doğrulttu, başörtüsü yasağını kaldırdı, kamu kurumlarında başörtülülerin çalışmasını sağladı, kapatılan İmam Hatip Okulları’nı açtı. Söyle bakayım ne yapması gerekiyordu da yapmadı” dedim. “Sen o İmam Hatiplerde okuyan kızların nasıl giyindiğini görmüyor musun, başörtülerinin altlarında kot pantolonlar var” cevabını verdi. “Erbakan Hoca’nın kızında o başörtüsü de yoktu, sen niye dert edindin şimdi bunu” dedim. “Bana ne Erbakan Hoca’nın kızından” demesin mi?  “Sana ne o zaman el alemin kızından. Mesele İmam Hatip Liseleri’nin açılmasıysa açıldı, Kuran Kurslarının açılmasıysa açıldı, Müslüman kesim üzerinde uygulanan bütün yasaklar kalktı, sen teşekkür edeceğin bir  yerde duruyorsun. Senin siyasi partinin söyleyebileceği bir şey de kalmadı. Sen muhalefet görevini yerine getireceksen, yolsuzluklarla ilgilen. Yaşadığın şehre karşı sorumluklarını yerine getir” dedim. Beni tanımadığını söyleyen adam bir anda, “Senin Hüseyin Üzülmez’le ilgili gündeme getirdiğin dosyayı ben savcı bir tanıdığıma götürdüm, onun Ticaret Odası’na aday olamayacağını söyledi” dediği anda sözünü kestim, “Sen adamın yaptığı işlerin takipçisi olmak niyetiyle değil, Ticaret Odası’na başkan adayı olduğun için dosyayı gündemine almışsın” dedim. Sonra yerimden kalktım. Esat Abi’ye döndüm, “Başkana benim nelerle uğraştığımı sen anlat. Muhalefet yapmak istiyorsa onlarla uğraşsın” dedim. Veysel Candan yine duramadı, “Ben Belediye Başkanlığım döneminde yargılanmış bir adamım” dedi. “Seninle mahkeme mi yarıştıracağız şimdi, ben 22 yaşında DGM’de yargılandım, hakkımda devlet büyüklerine hakaretten davalar açıldı o yaşımda, sonra da yolsuzluklarla uğraştım; hakkımda yüzlerce soruşturma, yüzlerce dava açıldı” dedim.

Sonra düşündüm kendi kendime. Erbakan Hoca bu adamlarla siyaset yapmış, sorsanız en zekilerinden biri de Veysel Candan. Gerçekten Erbakan Hoca bu malzeme içinde siyaset yaptıysa evliya gibi adam.

Büyükşehir Belediye eski Başkanı Mustafa Özkafa’nın kiraz hikayesini anlatmıştım yıllar önce. Yeri geldi bir daha hatırlatayım. Milli Gençli Vakfı’nda kalan öğrencilere konferans vermiş Özkafa. Kendisinden iş isteyenlerden yakınmış. Sonra dahiyane buluşunu açıklamış. Pazardan kiraz almak istediğinde fiyatının 8 lira olduğunu görmüş, vazgeçmiş almaktan. Hemen kendi meyve bahçelerine gitmiş. Kendi elleriyle 10 kilo kiraz toplamış. 8 liradan 10 kilo kirazın 80 lira olduğunu söylemiş. Bir günde 80 lira para kazanılacak işi adres göstermiş. Ayda 2400 lira eder. Daha fazla toplayana daha fazla para. Hesap bu. Adamın hiç aklına gelmiyor ki, oradaki gençlerin kiraz bahçesi var mı? Adamın hiç aklına gelmiyor ki, kiraz kaç ay meyve verir? Bu adamlar bu memlekette başkanlık yaptı. Sözün özü Erbakan Hoca büyük adammış!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar