1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Birçok insanla birlikte oldukça insanlığımızı unuttuk!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Birçok insanla birlikte oldukça insanlığımızı unuttuk!

A+A-

Sanki hiç o günler yaşanmamış gibi yaşayabiliyoruz.

Acılarımız bile yasal değişikliklere uygun şekilde değişiyor, değişen her yasa bizim geçmişimizin üzerine çekilen bir sünger haline geliyor, o değişimi sağlatan binlerce ölüm, yüzbinlerce işkence, milyonlarca acı unutuluyor bir anda.

80 Darbesini gördük biz daha çocuk yaşta, sonra 28 Şubat zulmünü yaşadık, öncesini okumak bile tahayyüllerimizi zorluyor.

İşgal kuvvetlerinin yaşattığı zulümler değil hiçbiri, hepsi bizim kanımızdan, bizim milletimizden olan insanların yaşattıkları zulümler.

Türkiye bugünlere bedel ödeyen insanların kanlarıyla, işkenceye uğrayan insanların feryatlarıyla, oğullarını kızlarını pencere önlerinde bekleyen anaların göz yaşlarıyla, varını yoğunu harcayan babaların yokluk içinde çocuklarının istikbaline baş koyan alın terleriyle geldi.

Sağcısı solcusu, ateisti İslamcısı hep birlikte kendi seçtikleri yöneticilerin zulmüne direne direne bugünlere getirdi bizleri.

Kitapların yasaklandığı, dergilerin toplatıldığı, evlerde toplanan insanların baskınlarla toplu halde cezaevlerine konulduğu günleri yaşadık.

Kendi çocuklarını askere gönderen analar, babalar, Allah’tan daha çok askerden korktu, kendi çocuklarını polis yapan analar, babalar, başka anaların ve babaların çocuklarına verilen emirlerle işkence yaptığını bilerek yaşadı, hepsinin adı da vatan içindi, millet içindi.

Devleti yönetenlerin, halkımızı devlete düşman yaptığı bir geçmişten geldik bizler.

Devleti yönetenlerle devleti ayırt etmeyi de, yaşaya yaşaya öğrenebildik.

Nazi zulmüne, İsrail zulmüne denk zulümler yaşadı bu millet.

Devleti kutsayanların kendilerini kutsamamızı istediğini bilerek, inanmasak da korkularımızdan dolayı inanmış gibi yaparak yaşadık; iki dilli yetiştik, içimizde binlerce münafık barındırdık.

Bizlerin düşüncelerine bile tahammül edemeyen yöneticilerin, şahsiyetlerimizi katletmesine direnenleri de suçladık çoğu kez.

O günler geride kaldı.

O günlerden bugünlere gelinmesinde hepimizin acıları var.

Bizler kendi yaşadığımız miraslara sahip çıkamazken, yeni kuşaklara bu mirası nasıl bırakabiliriz?

Ana ve babanın çocuklarına bıraktığı mirastan daha önemlidir yaşadıklarımızı kendi çocuklarımıza bırakmak; bir daha yaşanmasın, bir daha o günlere dönülmesin, bizler gibi çocuklarımız o karanlık günlerin korkusunu yaşamasın diye!

Kendi yaşadığımız geçmişimize, o günlerde bizlere zulmeden insanlar gibi bizler de zulmediyoruz.

Değerlerimiz için zulme uğrayan, işkencelerden geçen, yasaklar içinde sönmeye yüz tutmuş ışığıyla etrafını aydınlatan, makam sahiplerine baş kaldıran insanlar, ‘makamlara kurulmanın keyfini yaşayan’ değil, bütün imkansızlıklar içinde ‘bir insana daha ulaşabilir miyim’ derdini kavuştukları makamlar içinde de taşıyabilmeliydi.

Ayağına gittiğimiz, bir şeyler anlatmak için lafı nereden alıp nereye getirmemiz gerektiğinin terini döktüğümüz o günler geride kaldı, kendi emrimiz altında olan insanların en küçük insanî dertlerini, taleplerini bile dinleme tahammülümüz kalmadı.

Kendi büyüttüğü bir mücadeleyi kendi elleriyle nasıl boğabilir bir insan?

Varlık içinde kendi ruhlarımızı kendi bedenlerimizden çıkardık.

Adalet, merhamet, vicdan, ahlak, başkaları için de yaşayabilme duygularımız yok oldu.

Açılışlarda, törenlerde kendilerini birbirlerine gösteren insanlar bir tanışıklık protokolü oluşturdu.

İman tazeler gibi koşuyoruz bir göz teması yaşamak için.

İnsan mı?

İnsanlığını unutan insan aramaz!

Önceki ve Sonraki Yazılar