1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Bir toplum güzel ahlak anlatılarak değil yaşanarak dönüştürülebilir!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir toplum güzel ahlak anlatılarak değil yaşanarak dönüştürülebilir!

A+A-

İnsanlar kimi kendine önder edinirse O’na uygun bir yaşamın da takipçileri olur. Her düşüncenin ve ideolojinin önderleri vardır, her ideolojinin önderlerinin yaşantılarından uzaklaşan aynı ideolojiyi benimseyen önderler de vardır.

Hz. Muhammed’i önder kabul edilip, Hz. Muhammed’den ve O’nun yaşadığı Kur’an’dan beslenen ama anlatımlarıyla muhataplarına kendilerini rehber olarak sunan insanların toplumlar tarafından kabul edilmeleri, yüceltilmeleri; insanların yaşantılarına uygun bir hayatı hem yaşamaları hem de sunmalarıdır.

İnsanımızın kılık-kıyafetinden davranışlarına, gündemde tuttukları konulara bakarak, hangi İslam anlayışına yakın olduğunu, hangi dergahın tornasından çıktığını, hangi cemaat rehberine bağlı bir hayatı tercih ettiğini anlayabiliriz. Geleneği olan cemaatlerin Radikal İslam düşüncesinden daha sağlam yapılarının olmaları, yüz yıllarca geleneği devam ettirmesi, yaşanılan hayat diliminde insanlara bir rehber sunabilmesi ve cemaat olarak kalabilmelerine bağlıdır.

Cemaatler insanların sosyal hayatlarını değiştiren, sosyal sorumluklarını zorlamadan hatırlatan, İslamî kurallara uyup uymamasından daha çok cemaat kurallarına uymayan insanlar üzerinde yaptırım uygulayan yapılardır.

Radikal İslam’ı benimseyen, Kur’an İslamı çağrılarında bulunan cemaatlerin ve kendini rehberleştiren insanların durumu daha vahimdir; kendilerine karşı çıkışı İslam’a karşı çıkış olarak da değerlendiren, yaşantıları Hz. Muhammed’in yaşantısına benzemese de, düşüncelerini Kur’an’laştıran inanç kavilikleri, söyleyemeseler de bir çok insanı Müslüman görmeyen bir inancı taşıtır.

Müslüman olmanın nasıl olması gerektiğini öğrenen insanlar, Müslümanca nasıl yaşanması gerektiğinin zorluklarından kaçmaktadır.

Türkiye’de yeni bir tartışmanın başlatılması gerektiğine inanıyorum; kimin İslam’ı daha doğru anladığından kimin İslam’ı yaşadığına geçiş yapmalıyız.

İslam’ı doğru anladığını iddia eden insanlarla İslam’a İsrailiyat bulaştırdığı iddia edilen insanların yaşantılarında ne gibi bir farklılık var? Hatta Geleneksel İslam olarak küçümsenen yapılara bağlı insanların itikat ve ibadetlerde Kur’an İslamı’na bağlı olduğunu iddia eden insanlardan daha hayranlık uyandıracak bir yaşantıları var.

Kur’an İslamı anlatıcıları Hz. Muhammed’den daha çok Kur’an ayetlerini anlatıyor, Peygamber Efendimiz tarafından yaşanmış ayetleri bile kendileri yorumlamaya kalkışabiliyor. Kur’an tartışılacak bir kitap değildir, yaşanacak bir kitaptır, kendi yaşantı eksikliklerimize uygun yorumlar geliştirmek ancak kendimizi küçültür, her ne kadar kendimize uygun insanlar tarafından yüceltilsek de.

Geleneksel İslam’ın anlatıcıları ibadetlerine düşkün olmakla birlikte, manevi alemin içinde dolaştıkları kadar, sosyal hayatın içinde gezinti yapamayan bir yolculuk içindeler. Bir yerden bir yere gidişlerin tılsımına kendilerini kaptıran insanlar yanıbaşlarındaki insanların dertlerine ulaşamıyorsa, kimin nerden kalkıp nereye konduğunun ne önemi var?

Kur’an bizlere dürüst, doğru, emin ve ahlaklı insanlar olmamızı emrediyor, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de emredilenleri yaşayan bir önder ve rehber olarak karşımızda duruyor.

Günümüz Müslümanları, günümüz önder ve rehberleriyle yaşantılarını kıyasladıklarında zorlanmıyor, yaşantılarımızı Hz. Muhammed’in hayatıyla kıyaslayacak kaç Müslüman var?

Kur’an’ı en iyi anlayan değil, Kur’an’ı en iyi yaşayan Müslümanlar olmak için birbirimize yardımcı olmamız gerekiyor.

Herkes bulunduğu yerde, ister cemaatlerde, ister sivil toplum örgütlerinde, ister siyasi yapılarda yaşayan bir Kur’an olmak zorundadır, bir toplum güzel ahlak anlatılarak değil yaşanarak dönüştürülebilir!

Önceki ve Sonraki Yazılar