1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Bir tarafta Erdoğan, diğer tarafta emperyalist güçler ve uşaklar!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir tarafta Erdoğan, diğer tarafta emperyalist güçler ve uşaklar!

A+A-

İnsanların özel hayatına dönük saldırıları izliyoruz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, muhalefet partilerinin genel başkanları, Genelkurmay Başkanı, bakanlar, milletvekilleri, işadamları, sivil toplum örgütü başkanları, yazarlar, sanatçılar, akademisyenler, nerdeyse bütün bir Türkiye halkı dinleniyor. Deniz Baykal’ın görüntüleri servis edildiğinde içten içe sevinenler olmuş olabilir, o gün nasıl en sert şekilde servis edenleri alçaklıkla suçlamış, ağzımıza geleni sıralamışsak bugün de taraf olduğumuz siyasi harekete karşı geliştirilen komplo ve montajlara karşı aynı tavrı gösteriyoruz.

Türkiye’nin istikrarını, ekonomik büyümeyi, ülkede gelişen her türlü barış ortamını emperyalist güçler ve onların taşeronları altüst etmek istiyor. Bu ülkenin Başbakanından başka, emperyalist güçlere karşı sesini yükselten başka bir siyasi lider yok. Hepsi karşı tarafta kendi ayaklarına kurşun sıkıyor, farkında değiller. Aradan çekilseler, en azından susmayı tercih etseler karşı cephede kimlerin olduğunu kendileri gösterecek. Fetullah Gülen denilen adamın bunları bir başına yapmaya gücü de zekası da yetmez. O inzivaya çekildiği odada kendisine servis edilmek üzere emanet edilen görüntüleri seyrederek sadece sapıklığını tatmin edebilir!

Otellerde düzenlenen istişare toplantılarında milletvekillerinin aileleri kayda alınıyor, yatak odalarına kadar görüntüler çekilebiliyor, aile çıplaklığıyla bile millet iradesini temsil eden insanlar esir alınmaya kalkılıyorsa, bütün bir millet olarak ayağa kalkmamız gerekiyor.

Yabancı sermaye ortaklığıyla büyüyen şirket patronları, siyasi bir irade gösteriyor, devletin tüm kurumlarını dizayn etmeye yelteniyor. Bugüne kadar devam ettirdikleri alışkanlıklarına posta koyan Başbakan Erdoğan’ı bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Yalanla, iftirayla, her türlü komplo hazırlanarak, kumpaslar kuruluyor. Gezi olaylarını doğru okumak gerekiyor, ilk geceden itibaren Doğan medyasının görüntülü ve yazılı medyası nasıl da özendirecek şekilde eyleme insanların akın akın katılımını sağladı. Kitap okuyan gençler, şarkı söyleyen gruplar hepsi hazırdı, sonra paralel yapının emriyle polis baskını, arkasından Türkiye’ye yayılan eylemler, sokaktakilerin iradesine ipotek koyan sermaye sahipleri, masada sunulan şartlar, gezi ruhunu kirletmek için gitmediğini söyleyen, kirlenmiş kalemleriyle gitmeseler de gençlerin ruhlarını okşayan hayranlık, kahramanlık yazıları… Bu ülkede bir şeyi Doğan Grubu alkışlıyorsa durup düşünmek gerekirdi. Ama nafile, hala gezi ruhunu dillerine pelesenk eden insanlar var. Gezi ruhu falan yok, gezinin masumiyeti de olmadı hiçbir zaman. Gezi’ye masum insanlar katılmış olabilir, onlar da aldatıldılar. Geziyi planlayanlar da, insanları aldatanlar da, iş merkezlerine karşı çıkanlar da onlarca iş merkezi açan insanlardı aslında!

Yıllarca insanların inancalarını sömüren, inançlı insanların verdikleriyle kendilerini de yatırımlarını da büyüten münafık bir yapı, dindar görüntüsünün altındaki gerçek yüzünü gösterdi. O maskeyi de Başbakan Erdoğan’dan başkası yırtamazdı. En az çıkarılamayan anayasa kadar önemli bir gerçek bu millete gösterildi. Sadece paralel yapı değil, bu zamana kadar anayasanın önünde engel olan derin adamlar da deşifre edilecek, Yeni Türkiye’nin önündeki bütün engeller aşılacak inşallah.

Bütün partiler, bütün kurumlar kuşatılmış durumda, siyasi farklılıklar olsa da Türkiye’ye karşı başlatılan bir savaş var, Türkiye halkı bu savaşta -milli cephede- yerini almak zorundadır. Bu savaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlık mücadelesidir. İlk kez Türkiye bağımsızlık mücadelesi veriyor, bu savaşı kazanmak zorundayız. Komutanı sevmiyoruz diye, emperyalist güçlerin cephesinde yer alamayız. Önce düşmanlarımızın ağzının payını vermemiz gerekiyor. Bu savaş uzun sürecek, belki de onlarca yıl sürecek, yeter ki başlattığımız savaşta geri çekilinmesin!

Bir kurumun başına iyi bir insan atandığında orası teslim alınmış olmuyor, altta çok kirli ittifaklar var, her kurum kendi başına yeni atananı yemek istiyor, kurumların içinde emperyalist güçlerin ekmeğine yağ süren, kendilerine maaş bağlanan adamlar var. Ne Hakan Fidan’ın atanmasıyla MİT millileşmiş oluyor ne de HSYK değiştirildiğinde yargı bağımsızlaşmış oluyor ne de siyasi partiler kendini ele verenleri ihraç ettiğinde partiler temizlenmiş oluyor, herkes kendine biçilen rolü oynamak için sürelerini bekliyor.

28 Şubat döneminde Erbakan’la ilgisi olmayan Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin’i sürenler bu kez dindar görünümlü bir erkek alüfteyi sürdüler piyasaya. Adam hem mafya patronu hem vaiz hem şantajcı hem senarist hem de bildiğiniz bir sapık!

Siyasilerin dillerinde Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal’e paraları sıfırlama rakamı Bir Milyar Dolar. Bir Milyar Dolar, hepsi Bin Dolar olsa, Bir Milyon tane banknot eder. Bunların hepsinin Bin Dolar olması da mümkün değil. En az Bir Buçuk Milyon ya da İki Milyon tane banknot  ne kadar yer kaplar, hiç hesap eden yok. Varsayım üzerinden gidelim, madem öyle bir ses kaydı var, neden paraların araçlarla transfer edilirken görüntüleri çekilmemiş. O kadar para tırla taşınabilir ancak!

Önce bu milletin algısını değiştirmek sonra da istedikleri gibi akıllarıyla, zekalarıyla oynamak istediler. Rüşvet operasyonlarını yapan paralel yapının yolsuzluklarla bugüne kadar uğraştığını duyan oldu mu? Tam tersine yolsuzlukları bildikleri halde onların üzerinden şantajla gelir elde ettiler!

En güçlü siyasi hareketin başındaki Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürlüğünü yapan Turan Çömez’i eski Teşkilat Başkanı Abdullatif Şener’i, yıllarca partinin Genel Sekreterliğini yapan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’i günü geldikçe kullanan derin güçler bugün de Fetullah Gülen’i sürdüler. Fetullah Gülen bütün saygınlığını kaybetme uğruna bu rolü üstlenmek zorunda kaldı, Fetullah Gülen’i esir alan şeylerin büyüklüğünü de anlamamız gerekiyor. Nasıl ki Başbakan Erdoğan, İdris Naim Şahin için ellerinde kasetleri var diyorsa, Fetullah Gülen’in de ellerinde tahayyül sınırlarımızı zorlayacak kasetleri var. Kendisini kurtarmak için onlarca yıldır büyütülen yapılanmayı feda etmezdi değilse, sermayesine el konulmasını göze aldığı gibi, kendisine bağlanan on binlerce insanı da bir çırpıda sildi. Kendini kurtarma uğruna esasta devlete ihanet etmedi, kendi bağlılalarına ihanet etti!

Kemal Kılıçdaroğlu da Devlet Bahçeli de esir alınmış durumda. Bu savaşta hepimiz parti ayrımı yapmadan, ideolojik düşünce farklılıklarımızı göstermeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yer almalıyız, hem de ölüm pahasına!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar