1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Bir hakim, bir genel müdür, bir de dekan!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir hakim, bir genel müdür, bir de dekan!

A+A-

FETÖ Davası’nın firari sanığı avukat Memduh Oğuz’la ilgili 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Konya Cumhuriyet Savcısı Şükrü İpek tarafından yakalama kararı çıkarılması talebinde bulunulmuştu. Mahkeme Başkanı ve bir üye yakalanması kararını onaylamış, heyet üyelerinden hakim Osman Burhanettin Toprak yakalanmasını gerektirecek yeni deliller sunulmadığı için karara karşı çıkmış, şerh düşmüştü: “Mahkememiz duruşma savcısının talep yazısı içeriğinde sanığın bahsi geçen faaliyetlerine dair Konya C.Başsavcılığı'nın 2016/35452 sayılı soruşturma dosyasında delillerin ve tanık anlatımlarının olduğu hususunun belirtilmiş olması karşısında iş bu soruşturma dosyası kapsamında bu talebin yapılabileceği, devam etmekte olan kovuşturmanın geldiği aşama itibariyle dosyaya fiili olarak gelen ya da eklenen ekstra bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, sanık hakkında verilmiş adli kontrol kararlarının hali hazırda derdest olduğu anlaşılmakla, mahkememiz duruşma savcısı tarafından yapılan sanık hakkında yakalama emri çıkarılmasına dair talebin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.

Bu şerh düşülmesine karşılık da “O şerhi nasıl düştün Allahsız!” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Biliyorsunuz daha önce de Memduh Oğuz’un tutuklu yargılanması kararını kaldıran mahkeme heyetine karşı da uyarıda bulunmuştum; “Memduhçuğum bizden bu kadar, yolun açık olsun” denildiğini duyurmuştum. Dediğimiz gibi de oldu, Memduh Oğuz yurtdışına kaçtı!

Hakim Osman Burhanettin Toprak kendisine hakaret ettiğim ve iftirada bulunduğum gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş. Ortada kendi şerhi, kendi imzası var. Allahsız dememize bozulmuş anlaşılan, bu dava sürecini takip eden bizler bu adamın kaçacağını gördük de kendisi neden görmedi ya da gördü de işine mi gelmedi acaba?

15 Temmuz Darbe girişiminden sonra bile bu tür kararlara şerh düşen insana Allahsız dememizin elbette ki bir nedeni var? Allahla, milletle, devletle irtibatı sağlam olan bir insan çocuk olsa öyle bir şerh düşmez!

Şerh düştüğü karardan utanır insan, utanmadığı gibi bir de hakkımızda suç duyurusunda bulunuyor. Şimdi hangi kararı alırsan al getir bakalım Memduh Oğuz’u. Adamın kaçtığı belli, buna rağmen yakalanmasını gerektirecek bir şey yok diyorsa bir insan, Memduh Oğuz’un kendinin suçlu olduğuna inandığı kadar bir hakim inanmıyor demektir!

Gençlik Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, nihayet kendisiyle ilgili yazdığımız haberleri ve köşe yazılarını kendi eliyle hakkımızda suç duyurusunda bulunarak savcılığa taşımış oldu. Siyasi iradenin yapamadığı işlem, inşallah bizlerin vesile olacağı mahkeme süreciyle neticelenir.

Asla geri adım atmayacağız, kim olursa olsun ister genel müdür, ister milletvekili, ister bakan olsun, kimsenin sıfatına suretine bakmadan mücadelemize devam edeceğiz.

Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Mustafa Arıkan’ın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak Konya Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifade birçok isimle ilgili iddiaları gündeme taşıdı.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski Dekanı Mustafa Fadıl Yıldırım bir tekzip göndermiş, ayrıca haberin kaldırılması talebinde bulunmuş.

Mustafa Arıkan’ın iddiasını tekrar hatırlayalım:

Hakan HAKERİ'nin Mevlana Üniversitesinin arazisi konusuna değinmek istiyorum. Ali Tarık GÜMÜŞ bana Mevlana Üniversitesinin yer tahsisi davasında Avukat Memduh OĞUZ'un bilirkişi ayarlaması için Hakan HAKERİ'yle anlaştığını, Hakan HAKERİ'nin de yakın arkadaşı olan Gazi Üniversitesinde çalışan Mustafa Fadıl YILDIRIM'ı bilirkişi olarak ayarladığını söyledi. Daha sonraki bir tarihte de Ali Tarık GÜMÜŞ gülerek yanıma geldi ve Mevlana Üniversitesi arazisi davasının hallolduğunu söyledi. Ben de nasıl olduğunu sorduğumda Memduh OĞUZ'un bilirkişi Mustafa Fadıl YILDIRIM'a rüşvet verdiğini ve istediği şekilde bilirkişi raporu çıkmasını sağladığını rapor doğrultusunda da mahkemenin karar verdiğini söyledi.

İddiayı okudunuz, bu iddia içirişinde sadece rüşvet kısmı sorgulanabilir, raporu Mustafa Fadıl Yıldırım’ın hazırladığını, altında onun imzası olduğunu kim inkar edebilir?

FETÖ’yle mücadele sürecinde hepimize bayrak kadar, vatan kadar, bağımsızlığımız kadar sorumluk düşüyor.

Kaç kez söyledim, yine tekrar ediyorum; bu mücadele Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a dahi bırakılamayacak kadar kutsal bir mücadeledir!

Önceki ve Sonraki Yazılar