1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Bir acziyet sığınağı
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir acziyet sığınağı

A+A-

Bilgisayarla başım dertte. Kelimeleri birbirine karıştırıyor. Yazdığımı silmek, tekrar yazmak bana sinir harbi yaşatıyor. Bazen kafasına bir tane patlatmak geçiyor içimden. Kafa kısmını kendim belirliyorum. Elimi de korkak alıştırmıyorum, patlatıyorum bir tane. Şaka maka işe yarıyor. Belli ki bir yerlerde temassızlık var.

Aramızda gizli bir duygusallık oluştu. Üç kez tamir ettirdim. Yenisini alsam kurtulacağım. Gerçekten tuhaf bir duygu bu. Sanki yaşatma isteği gibi bir şey. Aidiyet duygusunu makinaya da taşımak, bana pahalıya mal oluyor.

Amcamın eşini hatırladım biranda. Alibeykızı diye anılırdı. Biz gellana (gelin ana) diye seslenirdik. Çok eğlenceli bir kadındı. Alev Alatlı’nın dünyanın bilmem neyine parmak atmış dediği kadın tipinin yerlisiydi.

Bahçesindeki armut ağacı birkaç yıl hiç meyve vermemiş. Almış eline baltayı kesmeye karar vermiş. Bir-kaç darbe sonrası durmuş. ‘Bu sana son uyarım. Bu yıl da meyve verme de göreyim, vallahi keseceğim’ demiş. O yıl armut bolluğundan dalları kırılmış ağacın.

Bir arkadaşımla yazışıyorduk, laf yerini bulmuştu ki, inançsız dedim. Ne olduysa ondan sonra oldu. Onun da alınganlığı üzerindeymiş. Kırılganlığını yazmaya başladı. Ben kendimi affettirecek cümle kurmaya çalışıyorum ama bilgisayar müsaade etmiyor. E harfine basıyorum, başlama menüsünü fırlatıyor. T harfini hiç yazdırmıyor. Yazdıklarım biranda birbirine giriyor. Küçük çocukların klavyeye rastgele basışı gibi harfler diziliyor. Öylece göndersem, bir de dalga geçen adam olacağım. Tam yarım saatte hakkını helal et diye yazabiliyorum. Hemen karşılık geliyor. ‘İyi helal olsun’ diyor. Bundan sonrası inanılacak gibi değil. Hemen düzeliyor bilgisayar. Rastlantı mı acaba?

Bu bilgisayar bana dini imanı da hatırlatıyor. Besmelesiz açmaz oldum bilgisayarı. Marksist bir arkadaşımla yazışmıştık Miraç Kandili gecesi. Ona da takılmak geçmişti içimden. 'Kadil kutlaması yapacağım ama dilim varmıyor' diyorum. Gülme işareti gönderdi göndermesine de, o da düştü kalktı nette. ‘En inançsızımız bile kilitlendiğimiz konuda Allah’a sığınırız, demek ki bu gece sana müsaade yok.’ diyorum. Yine bir gülme işareti gönderiyor. ‘Bende bu çok ender oluyor’ diyor. ‘Peygamberler de insanî takatleri bittiğinde mucizelerle şereflenmişler, yok öyle elini kolunu sallayarak Allah’a sığınmak zaten’ diyorum. Allah, din, iman konuşmaya başlayınca net de uslanıyor.

Sıradan ama kendimizce elzem olan şeylerde Allah’ı hatırlamak, bir acziyetin göstergesi midir? Yoksa değer biçtiğimiz şeylerin yolunda gitmesine Allah’ı alet eden bir bilinçaltı laiklik karşıtlığı mı var hepimizde? 2007

Önceki ve Sonraki Yazılar