1. YAZARLAR

  2. Doğan HİSAR

  3. Ben yanarsam herkesi yakarım!
Doğan HİSAR

Doğan HİSAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Ben yanarsam herkesi yakarım!

A+A-

Bir makam birinin nikahındayken o makama başkasını yakıştırmayı ahlaki bulmayız. O makam seçimle nikahlanacak duruma geldiğinde yakışanı söylemekten de geri durmayız.

Adaylığını dahi açıklanmamış insanları bir makama yakıştıranların niyetlerinden de şüphe duyarız.

Bir makam için seçim sürecine girildiğinde isim önermek, elbette ki bir endişe taşındığını da gösterir.

Bazen gösterilen gayretler, bir süre sonra sizi utandırabilir de.

Makama talip olanların niyetlerini okuduğumuz gibi, destek verenlerin niyetlerini de okuruz.

Halkı etkileyen, kendi etkinlik alanına çeken makamlar hakkında hepimizin söz söyleme hakkı vardır.

Endişelerimizi birleştiremediğimiz sürece, makamlara tanışıklığımız olan insanları taşısak da, tanıdığımız gerçek meseleler hem de bizlerin destekleriyle kaybedecektir.

Konya’da bir siyasi boşluk olduğunu düşünüyoruz.

Siyasi sıfatların kazanımında herkesin desteğini alma çabalarına karşılık, siyasi sıfatlar kaybedilme eşiğine gelindiğinde, “Ben yanarsam herkesi yakarım” histerileri bir tehdit oluşturabiliyorsa, yenilir yutulur olmayan bu tür çıkışlara boyun eğen koca koca adamların, yedikleri gibi yuttukları koca koca adını koymakta zorlanmayacağımız ilişkiler var demektir.

Nazım'ın sözü gibi olmalıdır yanmak!

Türkiye kendi içindeki hainleri besleyen emperyalist ülkelere karşı bir savaş vermektedir.

Derleyen toparlayan, siyasi farklılıkları bir üst kimlikte toplayabilme kabiliyetinde olan, bütün etnik grupları cephede saf tutturabilecek mahirlikte yöneticilere ihtiyaç vardır.

Siyasi hareket kimi kimlerin üzerine yönetici olarak atarsa atasın, toplumsal karşılığı olmayan insanlar atandığı günden itibaren tartışılacak kişiler olacaktır.

Kendi kurduğu dünyada her şeyi güllük gülistanlık gören, kendi akarını döndüren çarklıların işlemesinden başka gözünü halkın istek ve beklentilerine gözünü döndürmeyen gözü dönmüş insanların aklını başına devşirmesi gerekiyor, onların bu durumu akletmeleri güç olacağına göre, siyasi iradenin cepheye süreceği kişilerde hem dil olarak, hem yeterlilik olarak, hem dürüstlük olarak; hem de adalet ve vicdan sahibi, duygularından arınmış, duyarlı insanlara komutanlık rütbesini vermesi gerekiyor.

Devletimiz, memleketimiz, bu ülkenin insanları için kendimize payeler biçmekten arınmamız da gerekiyor.

Söylenen sözü ya da durumu kavramaktan aciz insanların piyadelikleri bile bir topluluğa zarar verebilecek durumdayken, bir de onları hareketin belirleyicisi olarak görevlendirmek bu millete zûldür.

Bizler ülkemizin geleceği için mukavemet gösterebiliriz, kendi bulunduğumuz makamları korumak için değil.

Birçok saldırıya maruz kaldığımız şu günlerde, kişisel hesaplara yer yoktur. Emperyalist ülkelerin operasyonlarına benzer bazı kurum ve kuruluşlara operasyonlar yaparak çöreklenmeye kalkışmak, siyasi iradenin emanet ettiği sıfatları millete karşı silah olarak kullanmak, kullanılmasına göz yummak, çıkar ilişkilerinin kurduğu paralel bir yapılanma olacaktır.

Devlet olarak, savaşa girdiğimiz günlerde, vatan hainleri dışında olan mahkumları bile cepheye sürebiliriz.

Birlik ve beraberliğimizi korumak için, hem de emek adına verdiğimiz kavgaları da askıya alabiliriz.

Bugünden itibaren bazı insanlar için yeni bir milat başlamıştır. Ülkemizin kalkınması, ülkemizin istiklal ve istikbali her şeyin önündedir.  

Önceki ve Sonraki Yazılar