1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Bayrak indirmek; paralelci komutanların ihanetidir!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bayrak indirmek; paralelci komutanların ihanetidir!

A+A-

Kışlanın içinden nasıl Türk Bayrağı indirilebilir, hiç aklınız alıyor mu?

Hepimiz askerlik yaptık, içeriye elini kolunu sallayarak giremezsin, her köşe başında da asker nöbet tutar, kim nasıl girecek. Diyelim girdi, peki o genç çocuk Bayrağı indirmek için değil de, Kışlayı bombalamak için girseydi ne olacaktı?

Kışladan bahsediyoruz, Hükümet Konakları’ndaki Bayraklardan değil. O zaman esas sorgulama Bayrak üzerinden değil, kışlanın korunamaması zafiyetinden yapılmalı. Demek ki, komutan hem de terör bölgesi olan bir yerde en ufak saldırı telaşı taşımıyor. Adam keyfine bakıyor demek gerekmez mi? Gerçekten de Bayrak yerine, o genç kışlayı bombalasaydı ne olacaktı?

Paralelci emniyet müdürleri, yargıdaki paralelci hakim ve savcılar rollerini oynadı, sıra paralelci komutanlara geldi; milletimiz düşmanı başka yerde aramasın. Hepimiz askerlik yaptık, Kışlanın içine girmek, Bayrak direğine çıkıp, Bayrak indirmek; paralelci komutanların ihaneti olmadan kimsenin harcı değil!

Aynı oyun Gezi eylemlerinde de yaşandı. Bir kuşluk vakti polis çadırları yaktı, yakan da çadırları yakılanlar da bu oyunun parçalarıydı. Bir anda halk ayaklanması provası yapıldı. Bir çok vilayete sıçrayan eylemlerde paralelci polisler şiddet yüzlerini gösterdi, hükümeti halkla karşı karşıya getirmek istedi. Başbakan Erdoğan daha ilk gün oynanmak istenen oyunu gördü, hemen hiç alışılmadık şekilde Başbakanlık Merkez Bina’yı askerler korumaya aldı. Çünkü emniyete güveni kalmamıştı. O gün kalkıp, emniyetin içinde paralelci polisler olayları kışkırtıyor da diyemedi. Demiş olsaydı, emniyet mensuplarının hepsini içine alan bir ifadeye dönüştürmek hiç de zor olmayacaktı.

1997 Yılında Tunceli Hozat’ta askerlik yaptım. OHAL Bölgesiydi. Hazır Kıta askerleri ne zaman operasyona gitse, dönüşlerinde hepimizin karşısına dizilir, Bölük Astsubayı tarafından sayımları yapılırdı. Utanmadan bir de, “TİKKO gözümden düştü, tek zaiyat vermemişsiniz, geçin yerinize” derdi. Kazım Karabekir Paşa’ya da küfrederdi. Meğer, Tugayı oraya Kazım Karabekir Paşa kurmuş. Ne zaman OHAL süresi bitecek olsa saldırılar başlar, operasyonlar atardı. O gün de değişen bir şey yoktu, bugün de. Kan aksın, insanlar katledinsin, baskı ortamları olsun, her eve ateş düşsün ki, silah kaçakçılığı, akaryakıt kaçakçılığı, OHAL maaşları devam etsin!

AK Parti Hükümeti’yle birlikte “Barış Süreci” başladı. Kuzey Irak’la petrol anlaşmaları yapıldı. Faizsiz Banka kurulması kararlaştırıldı. Orta Doğu ülkelerinin para transferleri HalkBank üzerinden yapılmaya başlandı. Türkiye ekonomisi büyüdü. İlk kez Doğu/Güney Doğu yatırım almaya başladı. Alevi Çalıştaylarıyla Hükümet sorunları dinledi, çözüm üretilmesinde Alevi Derneklerine öncelik tanındı. Bütün etnik kimlikler tanındı. Mağduriyetler giderildi. Başörtüsü okullarda serbest bırakılmadı sadece, kamu kurumlarında da çalışanların başörtülerine hakaret etmek, ayrımcılık yapma suçlamasıyla yasal güvence altına alındı. Gençlerimiz dini eğitimlerini cemaatlerden alıyordu, devlet okullarından almaya başladı; İHL’ler açıldı, orta öğretim ve liselerde din dersleri seçmeli ders olarak okutulmaya başlandı. Kürtçe yazmak, konuşmak, okul açmak serbestleşti. Üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri açılmaya başlandı. İlk demokratikleşme sürecince eğer sınır kapısında o görüntüler olmasaydı, daha çok yol katedilecekti.

Bugün kendi aralarında bile çocuklarının dağa kaçırıldığını konuşamayan anneler, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin önünde eylem yapıyor. Şehit anneleri de, Kürt anneleri de “Barış” istiyor. Evine gözyaşı düşmeyenler, “Barış” karşıtı kışkırtmalar yapıyor. Artık azgın azınlığın annelerin feryadını duyması gerekiyor. Akan kanların mirasçıları barış istiyorsa, kandan beslenenlere laf düşmez.

BDP “Barış Süreci”ne sadık kalmıştır. Gezi eylemlerinde onlar da sokağa dökülseydi, şimdi Türkiye halkı birbirine düşmüş, hepimizin evinde ağıtlar yakılıyor olacaktı. HDP eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel de, “Bayrak indirme olayının bir provokasyon olduğunu” söyledi. Buna rağmen “Bayrak” üzerinden Kürt düşmanlığı yapmak da kimsenin harcı değildir. O Bayrakta Kürtlerin de kanı var. Başbakan provokasyonun iki boyutuna da dikkat çekti; asker bayrak indiren çocuğu vursaydı Kürtler kışkırtılmış olacaktı, şimdi Bayrak indirildiği için CHP ve MHP’ye fırsat doğdu. Paralelci emniyet müdürlerine, yargı mensuplarına laf etmedikleri gibi, yine oynan oyun üzerinde durmayan bir üslup geliştirerek, yine hükümeti suçluyorlar. Hiç değilse susun artık. Acılar üzerinden oy devşirdiğiniz yeter!

Artık kuklaları değil, kuklacıyı görmek zorundayız. Türkiye düşmanlığı yapan paralel yapıya karşı hepimizin tavır alması gerekiyor. Türkçülük üzerinden yıllarca Türkiye düşmanlığı yapmanın hazırlığı yapılmıştır; bizler bu oyunu bozacağız. Bu millet yönünü onlara döndürdüğü zaman inlerine de sığınsalar, kaçacak delik arayacaklar. Her şey hukuk içinde yapılsın istenmiyorsa, bu halkın da bir yere kadar sabrı var!

Türk Bayrağı'nı korumayan komutan, Bayrağı indiren çocuktan daha şerefsizdir! 

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar