1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Başkanlar size neyi hatırlatıyor?
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Başkanlar size neyi hatırlatıyor?

A+A-

İnsanlar görüldüklerinde neyi hatırlatıyorlarsa biraz da odur aslında.

Yakın dostlarınızı, arkadaşlarınızı, ne bileyim yaşamınızın belli kesitlerinde birlikte olduğunuz insanları karşılaşmalarınızda sıfatlandırmaya başlamışsanız, sizin için de sıfatlandırma yapılıyor demektir.

Kendimize yönelik düşünceleri konuşmaktan, konuşturmaktan hoşlanırız hoşlanmasına ama; kimilerimiz bu düşüncelerini gizlemekte mahirdirler.

Kendisi olanlarla, birilerinin adamı olanlar için de karakteristik özellikler bazen çakışabilir.

Doğrusu, kendi ismi ile anılmak insanı, hiç de saygın kılmayabilir.

Nihayetinde insanı insan yapan değerler, onur sahibi insanın tanımlamasında da, şereften yoksun insanın tanımlamasında da aynıdır.

Rağmen” le başlayan sözlerin bir dikkat çekiciliği, bir de uyarı niteliği vardır. “Babasına rağmen” , “Kocasına rağmen”, “Hocasına rağmen”, “Genel Başkanına rağmen”, “Yoksulluğuna rağmen”, “Elinden tutulmasına rağmen” diye başlayan ve muhatabını bazen küçümseyen bazen de yücelten sözler.

Her iki ifadelendirmede de aidiyet durumu söz konusudur. Birileri ile birlikte anılmak, onun standartlarına uygun yaşamak ve karşılıklı mahkumiyeti kabullenmek; bir uzlaşma olduğu gibi, asli ve tali belirlemesini de beraberinde getirir.

Bütün insanların eşit konumda olması mümkün olmadığına göre; desteklenen mi, yönlendirilen mi olduğuna bakılmalı ya da kendimizin nereye oturduğu gözden geçirilmelidir.
İsterseniz şimdi de karşılıklı bir beyin fırtınası yapalım. Öncelikle Konya’da siyasi partilerin İl Başkanlarını, Belediye Başkanlarını, Sivil Toplum Örgütü Başkanlarını -tabi ne kadarını tanıyorsanız, onları düşünerek- görüldüklerinde neyi hatırlıyoruz. Bir de desteklenen isimler mi, yoksa birilerinin adamı olarak mı anılıyorlar bir düşünelim.

Sonucu şimdilik aklınızda tutun; sağlamasını yapmak, isimleri açıkça konuşmaktan ya da yazmaktan geçiyor. Mesela… dememi beklemeyin benden. Sizin adınıza yönlendiricilik görevi yüklemediğiniz gibi, düşüncelerinizi paylaşmaktan da çekinmeyin. Emaneti teslim ettiğimiz insanlar; hatır, vefa, hukuk gibi kavramlarla bizleri esir almamalıdır. Duygularımızın ve hislerimizin önünde her zaman aklımızı ve mantığımızı kullanmalıyız.

Akıl, duygunun esiri olduğu zaman, ne kendimize fayda sağlayabiliriz ne de sorumlu olduğumuz insanlara. Geçici kazançlar elde etmenin mümkün olduğunu ben de biliyorum. Ama asıl sermayenin “onur” olduğunu söylersem, abartmış mı olurum?
Geleceği kurmada sorumluluklarımız olduğunu bilmek zorundayız. Cürümümüz kadar yer yaksak da, aydınlanma ateşine katkılarımız olmalı.

Yapılması gereken her ne ise, bizim de katkımız; söylenmesi gereken her ne ise, bizim de sözümüz olmalı.

Dilsiz değilseniz eğer, hiç değilse konuşma hakkınızı birilerine teslim etmeyin lütfen.

Kolektif aklın, kolektif çalışmanın önemini ben de biliyorum. Paylaşmanın hakikati tecelli ettireceğinden kimin şüphesi olabilir.

Yeter ki paylaşmanın çetelesini iyi tutalım.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar