1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Başbakan vekilleri toplamalı, vakıflar da denetlenmelidir!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Başbakan vekilleri toplamalı, vakıflar da denetlenmelidir!

A+A-

Başbakan Erdoğan vekilleri kampa almalı!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti milletvekillerini ve AK Parti İl Başkanlarını iki günlük de olsa acilen Kızılcahamam kapına almalıdır.

Devletin elinde olan bazı belgeleri milletvekilleri ve il başkanlarıyla paylaşmalıdır.

Fetullah Gülen’in devlet içindeki paralel yapılanması üzerine geliştirilecek yöntemlerin devlet boyutu ayrı bir konudur, o konu bizlerin fikir yürüteceği bir şey değildir.

AK Parti milletvekilleri ve İl Başkanları operasyonlarla ilgili yeterince açıklamada bulunamamış, gerekli tavrı gösterememiştir. Bunun nedenleri kamuoyunda zaman zaman tartışılmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluğunu yerine getirmelidir!

İslamî duyarlığı olan ya da İslamcı kimlik üzerinden yapılanmalarını gerçekleştiren dernek ve vakıfların açıklamaları, yayınladıkları eserlerin incelemesi Diyanet İşleri Bakanlığı tarafından takibe alınmalı, insanlarımızı yanlış yönlendiren konuşma ve eserler aynen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yaptığı gibi sahte ürün firmalarının ifşaasına dönük uygulama, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da yapılmalıdır.

Türkiye’de en büyük cemaati temsil eden bir adam, Hz. İsa’nın babasız doğumunu içine sindirememiş olmalı ki, manevi alemde Hz. Meryem’le Hz. Muhammed’i birleştirecek kadar akıllara ziyan bir görüşü paylaşabilmektedir. Hıristiyan alemi de İslam alemi de nasıl sessizliğini koruyor, o da ayrı bir soru işaretidir?  İki yüz kilo ağırlığındaki başka bir sahtekar, göbeğine kadar uzattığı sakalıyla dini sohbetler yaptığı televizyon kanalında, reklam artistliği yaparak, altın kaplama yüzük reklamında oynamaktadır. Bir başkası yanına aldığı bayanları dekor gibi kullanarak, her türlü şebekliği yapmaktan geri kalmamaktadır. Türkiye Müslümanlarının Aleviler kadar kendi dinlerine sahip çıkamamış olması, kendi inançlarını saptıran insanlara karşı tavır koyacak bir refleksi geliştirememiş olması ne kadar acıdır!

Paralel yapılar ve derin güçler cemat şehlerini de kendileri belirleyebilir!

Gençliği emanet ettiğimiz cemaat paralel yapılanmayı organize ediyor, masonluk ve Yahudilik örgütlenmesinin deşiflerini kaynak gösterdiğimiz bir adam yıllar sonra 33. Dereceden masonluk beratını alıyorsa, her yapılanmandan şüphe etmesek de, bir anda büyüyen yapılara karşı dikkat kesilmeliyiz.

Fetullah Gülen Cemaati düzenli ordu gibidir, hiyararşisi bellidir, diğer grupların bir çoğunun başı da sonu da belli olmayan bir yapılanmayı içermektedir.  Bir çok Cemaat, cemaat mensuplarının sosyal hayatlarına müdahale etmeyen, geceleri çekecekleri virt’leri belirleyen bir durumdadır. Cemaatler ve (vakıf-dernek) sivil toplum örgütleri, derin yapılar tarafından kullanıldığı zaman, liderleri dahi muhatap alınacak durumda değildir. Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmekten çekinmeyen bir komplo kuracağım şimdi. Devletin içine bile sızan bir paralel yapı ya da derin güçler söz konusu cemaatlerin içine sızarak, bir on yıl sonra kendi adamlarından birini cemaat şeyhi yapabilir! (Lawrence) Lavrensler günümüzde de boş duracak değildir. Düzenli orduyla konuşabilirsiniz, temiz kaldığınız sürece işlerini bitirmeniz de kolay olacaktır, yapılanmaları gelenek üzerine kurulan ya da konjonktürel bir süreçte büyüyen organizasyonların şehir gerillasından ne farkı olacaktır; vur-kaç taktiği her yerde sürekli bir tehlike oluşturabilecektir.  Ayrıca böyle bir çalışmanın bu zamana kadar yürütülmediğinden kim emin olabilir. Türkiye üzerinde oynanan oyunların stratejik kurguları onlarca yıl öncesinden planlanmış, her seferinde kullanılacak kuklaları en güvenilen yapıların içinden çıkartılabilmiştir.

Paralel yapılar kadar bir anda büyüyen yapılara da dikkat kesilmeli!

Türkiye’deki hayır kurumları ve sivil toplum örgütleri bazen bizleri yanıltabilir? Birkaç İslamî duyarlığı olan dernek, ahlaksızlık ve dolandırıcıkla ya da zimmet suçlamasıyla gözden düşürülecek duruma gelebildiği gibi, gerçekten de bulundukları hayır kurumlarını menfaatleri için kullananlar da çıkabilir!

Zamanlamasını düşünmeden, herkesin yöneldiği, sahip çıktığı bir dönemde, yanlış anlaşılmalara sebep olacağını bildiğim halde, İHH’nın da takibe alınması yerinde olacaktır.

Tır operasyonlarının merkezine yerleştirilen İHH, Zaman Gazetesi grubu tarafından örgüt suçlamasıyla topluma sunulmakta, İslamî duyarlığı olan kesimler de haklı olarak İHH’ya sahip çıkmaktadır. Zaman grubunun bilerek yaptığı, İslamî duyarlığı olan insanları oraya yönlendirdiği şüphesini taşıdığımı söylemek, bazı arkadaşlarımı kızdıracaktır. Devlet; yardım kampanyalarını Kızılay eliyle yapacak bir duyarlığa erişmeli, Milli Kurumlarımızı yardım merkezlerinde kullanacak bir geleneğin başlatılmasında irade göstermelidir.

Mavi Marmara Gemisi’nde katledilen şehitlerimizi kasdederek, “Hepsi bana benziyordu” diyen Bülent Yıldırım’a tek bir soru yöneltmek yeterli olacaktır. “19 Yaşındaki Furkan Doğan mı sana benziyordu?

İsrail kuşatmasında Bülent Yıldırım’ın tespit edilmesi, İsrail için imkansız bir şey midir? Yüz taraması yapacak teknik imkana sahip olan İsrail için bu zor bir şey midir?

Paralel yapının uluslararası boyutu ne kadar şüphe taşıyorsa, uluslararası ağları genişleyen, bir anda her coğrafyada temsilcilikler açan sivil toplum örgütlerinin takibi hususunda bir atlamanın yaşanmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bir yardım kuruluşu başkanı, siyasi demeçler veriyor, kendince bir alanı işgal etmeye yelteniyor, o alanın bizler tarafından patentinin teslim edilmesi gün be gün gerçekleşiyorsa, kimse kusura bakmasın ben şüphemi dillendirmekten geri kalmayacağım!

İHH’ya düşen en uç açıklamayı söylüyorum, bir afet ya da deprem olduğunda “Biz İsrail halkının da yanındayız” diyebilmektir. İsrail’in katliamlarını, Müslüman halklar üzerinde uyguladığı zulmü herkes biliyor, bir yardım kuruluşu İsrail düşmanlığımızın dilini belirleyemez. Bir devlet yetkilisi gibi demeçler vermesinin de önüne geçilmelidir. Müslümanlardan toplanan yardımları mazlum haklara ulaştıran bir yapı, yardım kuruluşu olduğunu bilmeli, sınırları zorlayacak bir dil geliştirmemelidir.

Bütün yardım kuruluşlarının, yurtdışında teslim ettikleri yardımları hangi gruplara teslim ettikleri incelemeye alınmalı, sakıncalı gruplarla faliyet yürütenler mutlaka devlet denetiminde yapılması gereken neyse o doğrultuda; vakıf faliyetleri tasfiye edilmesi gerekiyorsa tasfiye edilmeli, hukuki işlemler başlatılmalı ya da gerçekten insanî yardım amaçlı yapılar gerektiğinde kamu yararına faaliyet yürüten bir statüye dahi  kavuşturulabilmelidir.

Dernek ve vakıflarımızın üzerinde siyasi/ideolojik bir devlet denetimi olması gerektiğini söylemiyorum, benim endişesini taşıdığım şey, sivil yapıların başka devletlere de hizmet edebileceğinin hatırlatılmasıdır. 

Yıllardır mazlum halkların meselelerini dile getiren, zaman zaman sessizliğe bürünse de bedel ödeyen MazlumDer bu zamana kadar neden bu kadar etkin olmadı da bunlar etkinlik alanlarını hem de uluslararası bir tartışmanın merkezine yerleştirebilecek duruma geldi?

Bazı gezeteciler hangi parayla şehit turizmi yapıyor?

Bazı arkadaşların yıllık yurtdışı gezilerini de düşünmüyor değilim. Ben bir yurtdışı gezisine çıksam, dört ay belimi doğrultamam, bu arkadaşların  yılda onlarca kez şehit turizmi yapması bana bir yerlerden beslendiklerini de hissettiriyor. Bazı köşe yazarlarının ani çıkışlarına da, bağırıp çağırmalarına da, gündeme taşınış şekillerine de bakılmasında fayda olacaktır.

iBDA-C davasından yargılanan, sonra İHH’cı olan, sonra da Mustafa İslamoğlu cemaatinde boy gösteren, üçü de birbirine yabancı yapılarda kendine yer bulan insanların, bir anda gazeteci sıfatıyla yurtdışında tutuklanması, bakımlı bir şekilde Türkiye’ye dönmesi sizce de tuhaf değil mi?

Son bir söz!

Çocuğun babasından ya da kardeşlerinden çaldığı paraya milli hırsızlık; bütün bir halktan çaldığı parayı uluslararası güçlere peşkeş çekenlere de vatan haini denir. Şer'i hukukta hırsızın eli kesilir, vatan haini katledilir. Türk Ceza Kanunu'nda da hırsızın cezası çaldığı para miktarına ve çalınış yönetemlerine göre değişir; vatan haininin cezası ise ağırlaştırılmış müebbet hapistir, idam cezası kaldırıldığı için bu hükümle cezalandırılır, Türk Vatandaşlığı'ndan da çıkarılır! 

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar