1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Ali Küçük’ten Bakırcılara!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ali Küçük’ten Bakırcılara!

A+A-

Ali Küçük Hoca’yla tanışıklığımız 90’lı yıllara girmeden önce başladı, 86 da olabilir 87 de.

Konya’da kaldığım öğrenci evine Sabah Namazları’nı kıldırmaya geldiği olurdu, yarım saat de Kur’an sohbeti yapar giderdi.

Nüktedan bir yanı da vardı.

Bizden biriydi.

Hoca olması onu hiçbir zaman ne kendi dünyasında bizlerden ayrı bir yere kendini konumlandırdı, ne de bizlerin konumlandırmasına müsaade etti!

Türkiye’de ulaştığı insanlar kadar, Avrupa ülkelerinde de ulaşabildiği on binlerce insan oldu.

Ablamın nikahını da kıydı, düğünümüzde sohbetiyle insanları irşad  da etti.

Ali Küçük Hoca’nın Cenaze Namazı’nda en çok genç vardı. Gençlerin çoğunlukta olduğu Cenaze Namazları’na rastlamak pek mümkün değildir.

Ali Küçük Hoca’nın bizlerin üzerinde hakikatli bir emeği vardır. Bu emek öyle bir emektir ki, karşılıksız sadece Allah’ın rızasını kazanmaya dönük bir emektir.

O hiçbir zaman insanlara öğrettikleri karşılığında el-etek öptüren, kendi konforunu Kur’an üzerinden sağlayan bir insan olmadı, hep kendinden verdi.

Ali Küçük Hoca’nın sokakta da, ev sohbetlerinde de en belirgin özelliği kul olduğunun bilincinde olması, sadece kul gibi davranmasıdır. Bir başına yolda, sokakta karşılaşabileceğiniz bir insandı.

Mustafa Aşiran ağabeyin Cenaze Namazı’nda Ramazan Sönmez Hoca’yla karşılaşmıştık, “Adam yıllarca Yasin’in ölülerin ardından okunmayacağını anlattı, şimdi mezarı başında Yasin okunuyor” diye iç geçirmişti.

Ali Küçük Hoca’nın Cenaze Namazı’nda Saffet Bakıcı Hoca ve Mehmet Bakırcı Hoca vardı. Bakırcılar kardeşlerin Ali Küçük Hoca’nın hayatında dünür olmalarının ötesinde bir inanç bağı vardı. Cenaze Namazı’nda geçlerin çoğunlukta olmasının büyük bir payı da onlara aitti.

Ali Küçük Hoca’nın Cenaze Namazı’na da, defin işlemlerine de sahip çıkıldı, kimseye müdahale ettirilmedi. Kur’an ve sünnet ne diyorsa, ona dikkat edildi.

Saffet Bakırcı Hoca’yla pek yıldızımızın barıştığı söylenemez, Mehmet Bakırcı Hoca altı ay boyunca haftada bir gün Sabah Namazı’nda sadece benim için evime gelip tefsir sohbeti yapan bir insandır.

Bakırcılar kardeşlerin sahabe hayatına denk bir yaşantıları da vardır. Ali Küçük Hoca’nın Cenaze Namazı’nda ilk aklıma düşen şey, “Hayatında ne çok saçma sapan insanların üsluplarına, davranışlarına tahammül ettin, Kur’an anlatmaktan başka dertleri olmayan insanların çok basit, hatta sıradan birkaç davranışı nasıl uzaklaştırabilir seni. Uzaklaşma nedenin gerçek anlamda bir tavıra, üsluba mı tepki, yoksa Kur’an ayetlerinin birliktelik devam ettiği sürece seni kontrol altına alacağını bilmek mi? Üslupsa senin üslubun kaç insanı kırdı döktü be adam” demekten kendimi alamadım.

Mehmet Bakırcı Hoca’yı özlediğimi hissettim, Saffet Bakırcı Hoca’ya da içten içe bir sevgi beslediğimi!..

Konyalı kardeşlerimiz yaşayan bir Kur’an’la tanışmak istiyor ve kendi yaşantılarında Kur’an’ı yaşamak istiyorlarsa -elbette ki Kur’an’ı yaşamak için kimsenin kimseye ihtiyacı yoktur- Bakırcı kardeşlerle bir velayet hukuku geliştirmelidir!

Ali Küçük Hocamızı Rabbimiz inşaallah Cennet'iyle şereflendirir, bizler O'nun Müslümanca bir hayat yaşadığına, görüldüğünde de Kur'an'ı hatırlattığına şahidiz....

Önceki ve Sonraki Yazılar