1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. AK Parti; yine haklıymışsınız demesin, hakkımız olanı baştan versin!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti; yine haklıymışsınız demesin, hakkımız olanı baştan versin!

A+A-

2004 Yerel seçimleri sürecinde, AK Parti Yerel Yönetimler  Başkanı/Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Halil Ürün’ün danışmanıydım. AK Parti Belediye Başkan Adayları belirlenme günlerinde,  AK Parti MKYK Üyesi eşim Nilgün Kılıç da komisyonda görev aldı. AK Parti’nin  İlk dönemde, Belediye Başkan Adaylarının belirlenmesi kriterleri uygulaması en sağlıklı olanıydı. Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan tarafından, her Genel Başkan Yardımcısı’nın Başkanlığında iki de MKYK Üyeleri komisyonlarda görevlendirildi. Bütün il ve ilçe Belediye Başkan Aday Adayları Genel Merkeze mülakata çağrıldı, komisyonlar tarafından dinlenildi. Komisyonların değerlendirmelerinde, temayül sonuçlarının bir yüzde puanı, kamuoyu yoklamalarının bir yüzde puanı, aday adaylarının proje ve anlatımlarının bir yüzde puanı,  il ve ilçe başkanlarının bir yüzde puan değerlendirmesi vardı. Yüzde üzerinden yapılan değerlendirmelere, bir de Komisyon Başkanının ve MKYK Üyelerinin bireysel puan ve notları eklenerek, listeler Üst Kurul’a sunuldu. En sağlıklı dediğim yöntemde bile fireler verildi. Siyasette millet iradesinin üzerine geçirilen siyasi tanışıklık vesayetleri etkili oldu. Milletin tercihleri gözardı edilerek, sayısı az da olsa tepede tanışık olduğu insanların himayesinde aday  olanlar da çıktı.

Şimdi bir ilçenin bu zamana kadar ki, aday tespit yöntemlerini paylaşacağım sizlerle.

Doğduğum, büyüdüğüm, testisinden su içtiğim, -AK Parti Konya milletvekili Hüseyin Üzülmez bilir bu testi muhabbetini-kendi ilçemden bahsedeceğim; Doğanhisar’dan…

2004 Yerel Seçimlerinde Genel Merkez’e aday adayları davet edildiği gün, dönemin İl Başkanı Ali Sürücü de vardı. Ali Sürücü, Doğanhisarlı olduğumu bildiği için, bana karşı kendisinin geliştirdiği bir dil olmasa da, birlikte hareket ettiği milletvekillerinin husumetini üzerimde toplayan bir tavır geliştirdi. AK Parti Belediye Başkan Aday Adaylığına müracaat etmemiş bir kişiyi yanımda arayarak, nispet eder gibi mülakata davet etti. Kendisiyle o gün her şeye rağmen adabımı bozmadan konuştum,” Biz o adayla seçimi kazanamayız, bu meseleyi şahsileştirme, çok iyi bir insan olmasına rağmen kazanamayız” dedim. 28 Şubat döneminde başörtülü olduğu için görevine son verilen eşimin MKYK Üyesi olmasından dolayı kaleme aldığım yazıda, “28 Şubatçılarla ilahi adaletin rövanşı gerçekleşmiştir” anlamına gelecek bir yazı yazmıştım. Ali Sürücü o yazıyı üzerine alınmış, kendisiyle rövanşa çeviren bir algı oluşturmuş nasıl olmuşsa zihninde; bir insan bu kadar algısız, bu kadar anlayışsız, bu kadar gönderme yapılan adresi kendine dönüştürecek kadar ferasetsiz olabilir mi? Daha sonra AK Parti’nin kapatılması davasında, o yazı gerekçe gösterilerek 5 yıl siyasi yasağım istendi. Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tam da Ali Sürücü’nün üzerine alındığı rövanş ifadesini gerekçe göstermiş. Ne “rövanşmış” ama üzerine alınmayan kalmamış. Halil Ürün ilçe adayının belirlenmesinde şahsımın desteklediği aday için söz verdiği halde, birbirlerine düşman kesildikleri Ali Sürücü’yle aynı aday üzerinde anlaştı. Olan oldu demedim yine, adayın değiştirilmesi için uğraştım. Kavgalı olduğumuz Ali Sürücü’yü tekrar tekrar aradım, en sonunda “Değiştiremeyiz, üç adam söyle hepsini ilk üç sıraya meclis üyesi olarak yazayım” dedi. Bizim derdimiz bir yerlere adamlarımızı yerleştirmek değil, bizim derdimiz seçimi kazanmaktı, kendisine isim de vermedim. Ben bu zamana kadar kimsenin adamı olmadım ki, kendime birilerini adam edineyim. Bir türlü şahsiyet seçimleri meselesini o gün de anlatamadık, bugün de anlatamıyoruz. Aday belirlendiği gün de hiç düşünmeden Halil Ürün’ün danışmanlığından istifa ettim. Halil Ürüne de söylemedik laf bırakmadım. 8 ay işsiz kaldım. AK Partili bir belediyeyi o seçimlerde kaybettik. CHP seçimleri kazandı, AK Parti ikinci parti bile olamadı, üçüncü sıraya yerleşti. O seçim Halil Ürün ve Ali Sürücü’nün yüz karasıdır.

Halil ürün de Ali Sürücü de hata yaptıklarını kabul ettiler ama iş işten geçmişti.

2009 seçimlerine geldik. İl Başkanı Faruk Dügen’di. İlçe Başkanı tek aday adayıyla seçime gitmekte kararlıydı. Aday adaylarının müracatını kabul etmeme gibi bir direnç gösterdi. O gün de devreye girdim. Bir arkadaşım aday adayıydı, onun başvurusunu birlikte gerçekleştirdik. Eğer ben olmasaydım, müracatların önü de kesilecekti. İl ve İlçenin üzerinde mutabık kaldığı adaya da karşı çıktım. Benim anlattıklarımı İl Başkanı Faruk Dügen de doğruladı. Hiçbir itirazı olmadı, AK Parti eski milletvekilli Ahmet Büyükakkaşlar’ın da marifetiyle adam aday gösterildi. Bu kez seçimi kazandık ama AK Parti Genel Merkez, Doğanhisar Belediye Başkanını  partiden ihraç etmek zorunda kaldı. O günlerde AK Parti İl Başkanlığını kendi şahsına tapuladığını zanneden milletvekillerinden de bugün hiç biri kalmadı. O gün herkesi üstlendiği sıfata sığınarak karşısına alan AK Parti İlçe Başkanı da görevden alındı.   

Şimdi anlıyor musunuz feryadımızı?

Bizim Doğanhisar'da 10 yılımız heba oldu, bir 5 yılımızı daha heba ettirmeyeceğiz. Bu kez “Haklıymışsınız” dedirtmeyeceğiz, hakkımız olanı baştan alacağız!

2002 Yılın’da AK Parti Kurucular Kurulu Üyeleri belirlenmesi döneminde, Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan’ı ziyarete gitmiştik. Konya Büyükşehir eski Belediye Başkanı/AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Halil Ürün, Konya Ticaret Odası eski Meclis Başkanı/AK Parti Konya milletvekili Mustafa Kabakçı, Konya Ticaret Odası eski Başkanı/AK Parti Konya milletvekili Hüseyin Üzülmez ve Yozgat Müftüsü Ahmet Poçanoğlu vardı.

Başbakan Erdoğan o gün Konya’daki holdinglerin durumunu da sordu. Herkes bir şeyler söyledi. Başbakan Erdoğan, Hüseyin Üzülmez’e yöneldi, “Hüseyin niye halkı uyarmadınız, bu bir vebaldir. Niye bu yanlışların önüne geçmediniz” dedi. Hüseyin Üzülmez de, “Sayın Başkanım resmi sıfatımız olduğu için bir şey söyleyemedik” diye lafı ağzında geveledi.  Başbakan Erdoğan kaşlarını çattı, şaşkınlığını ses tonuna yansıttı, “Hüseyin resmi sıfatın olduğu için niye uyarmadığını sordum zaten, sıfatın olmasa seni kim dinleyecek” dedi. O an, anamın kızdığı insanlara, “Senin sıfatına ” diye başlayan sözü düştü aklıma, tabii ki karşımda Başbakan Erdoğan vardı,  gülemedim.

Konya Sanayi Odası Başkanı/TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Memiş Kütükçü ve Konya Ticaret Odası Başkanı/TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Öztürk; Doğanhisarlıdır. Her ikisi de vebal altındadır. Başbakan Erdoğan’ın o gün Hüseyin Üzülmez’e söylediği sözü, kendilerine hatırlatıyorum!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar